Taşınmazına Hukuken El Atılan Yani Kamu Hizmetine Tahsis Edilerek Tasarruf Hakkı Kısıtlanan Taşınmaz Malikleri Dava Açabilir Mi?

Bu husus hukuk sistemimizi uzunca bir zamandır meşgul etmektedir. Uygulamada yaşanan değişiklikleri kronolojik sırayla ele aldıktan sonra mevcut uygulamaya değinmekte fayda vardır:

1) Öncelikle hukuki el atma yani kamu hizmetlerine tahsis edilerek tasarruf hakkı kısıtlanan taşınmaz malikleri, fiili el atma olmadıkça kamulaştırmasız el atma davası açamıyordu. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05.12.2007 T. 2007/5-933 E. 2007/951 K. Sayılı ilamında belirtildiği üzere;

“Kamulaştırma yetkisine sahip bir idare, Anayasa ve yasalara uygun bir işlem oluşturmaksızın, bir kimsenin taşınmaz malına el koyar ve onun üzerinde bir tesis veya bina yapar yahut o taşınmaz malı bir hizmete tahsis ederek mal sahibinin taşınmazı dilediği gibi kullanma hakkına karşı herhangi bir girişimde bulunursa, idare taşınmaz mala kamulaştırmasız el koymuş olur. İdarece sahiplenmek amacıyla ve devamlı olarak fiilen el atılma olmadıkça kamulaştırmasız el atmadan söz edilemez. Filen el atma olmadıkça taşınmazın imar planında yeşil alan, oyun alanı, park vs. olarak gösterilmesi kamulaştırmasız el atma sayılamaz. Kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için taşınmaza idarece fiilen el atılması ve mal sahibinin tasarrufunun engellenmiş olması gerekir.”

2) Sonrasında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu görüş değiştirerek İmar Kanunu gereğince uzun yıllar uygulama imar planlarına hayata geçirmeyen idarenin kusurlu olacağı, mülkiyetin hakkının süresiz olarak kısıtlamayacağı ve taşınmaza kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleşmiş sayılacağına karar verdi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2010/5-662 E. 2010/651 K. ve 15.12.2010 tarihli kararında: “Uzun yıllar programa alınmayan imar planının fiilen hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı İdarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle İdarenin eyleminin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bir niteliğe sahip bulunan kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığı için yeterli bulunduğu, her türlü izahtan varestedir.

Bu itibarla, kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, İdarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği açıktır.”

gerekçesiyle hukuki el atmanın kamulaştırmasız el atma sayılacağına hükmetti.

3) Kamulaştırma Kanunu’na eklenen geçici 6.maddenin 10.fıkrası hükmüyle tasarruf hakkı kısıtlanan malikin idari yargıda dava açacağı hükmü getirilmiştir.

11.06.2013 tarih ve 28674 sayılı Resmi Gazetede yayınlarak yürürlüğe giren 6487 Sayılı Yasanın 21.maddesi ile 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanuna eklenen geçici 6.maddenin 10.fıkrası 3.cümlesi ve devamında:

“Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır. Kararı kesinleşen davalara ise, bu maddenin yalnızca sekizinci fıkra hükümleri uygulanır.” hükmü getirilmiştir.

Bu durumda taşınmaz malikinin önce idareye başvuruda bulunması, sonuç alamadığı takdirde idarenin eylem işleminden doğan zarar kapsamında taşınmaz bedelinin tahsili için idari yargıda dava açması öngörülmüştür.

4) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ile hukuki el atmaya ilişkin kamulaştırmasız el atma davasının adli yargıda görülmesi gerektiği dile getirilmiştir:

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun E. 2015/5-441 K. 2016/123 ve 29.1.2016 tarihli kararında

“..yıllarca programa alınmayan imar planının fiilen hayata geçirilmemesi sebebiyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle idarenin eyleminin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bir niteliğe sahip bulunan kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığı için yeterli bulunduğu, her türlü izahtan varestedir. Bu itibarla, kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacıların, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebilecekleri açıktır.

Hal böyle olunca; Yerel Mahkemece, kamulaştırmasız el atma olgusunun varlığının kabulüyle, davanın adli yargı yerinde görülmesi gerektiğine dair direnme kararı yerindedir.”

Böylece kamu hizmetlerine tahsis edilerek tasarruf hakkı kısıtlanan taşınmaz maliklerinin adli yargıda dava açabileceğine dair uygulamaya dönülmüş oldu.

5) 6745 Sayılı Yasanın 33.maddesiyle Kamulaştırma Kanuna eklenen ek madde ile hukuki el atmaya ilişkin davanın idari yargıda görüleceği düzenlenmiştir:

Geçici Madde 6’nın 10. fıkrasının 3. cümlesi, 7.9.2016 tarih ve 29824 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 20.8.2016 tarih ve 6745 sayılı Kanunun 34. maddesi hükmü gereğince yürürlükten kaldırılmış ancak 33.madde ile Kamulaştırma Kanunu’na ek madde eklenmiştir.

“EK MADDE 1-

Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması hâlinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir. Birinci fıkra uyarınca dava açılması hâlinde taşınmazın ya da üzerinde tesis edilen irtifak hakkının dava tarihindeki değeri, mahkemece; bu Kanunun 15 inci maddesine göre bilirkişi incelemesi yapılarak, taşınmazın hukuken tasarrufunun kısıtlandığı veya fiilen el konulduğu tarihteki nitelikleri esas alınmak suretiyle tespit edilir ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine hükmedilir. Bu madde kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılacak dava ve takiplerde, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin üçüncü, yedinci, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılan ancak henüz karara bağlanmayan veya kararı kesinleşmeyen davalara bu madde hükümleri, kesinleşen ancak henüz ödemesi yapılmayan kararlar hakkında ise geçici 6 ncı maddenin üçüncü, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleri uygulanır. Bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca ayrılması gereken yüzde iki oranındaki ödenekler, yüzde dört olarak ayrılır. İlave olarak ayrılan yüzde iki oranındaki ödenekler, münhasıran bu ek madde ile geçici 11 inci ve geçici 12 nci maddeler kapsamında yapılacak ödemelerde kullanılır. Yapılacak ödemelerin toplam tutarının ilave olarak ayrılan ödeneğin toplamını aşması hâlinde, ödemeler, en fazla on yılda ve geçici 6 ncı maddenin sekizinci fıkrası hükmüne göre yapılır.”

Bu son kanun hükmüyle; kamu hizmetlerine tahsis suretiyle tasarruf hakkı kısıtlanan taşınmaz maliklerinin 3194 Sayılı İmar Kanunu gereğince 5 yıl içinde imar planlarını uygulamaya almayan idareye karşı bu süre dolduktan sonra idari başvuru yapması ve netice alamaması halinde idari yargıda dava açması gerektiği şeklinde yasal düzenleme yapılmıştır.

Maddenin devam eden hükümleri gereğince Kamulaştırma Kanunu’nun geçici 6.maddesinin;

3.fıkrasındaki; uzlaşmanın trampa, sınırlı ayni hak tanıma ya da imar hakkı kullandırılması suretiyle yapılabilmesi uzlaşma sağlanamaması halinde nakdi ödeme yapılması,

7.fıkrasındaki bütçe giderlerinden ayrılan paydan yıllara sair olacak şekilde garameten ödeme yapılması,

8.fıkrasındaki maktu harç ve vekalet ücretlerinin uygulanması,

11.fıkrasındaki ödenecek olan bedelin tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemeyeceği hükmünün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Av. Bahadır ÖZTÜRK